Sanat Ve Mimarlıkta Maskeleme Stratejileri İle Ötesinin Varlığı

Tuğba CESTEL

Abstract


Yirminci Yüzyıl itibari ile kimi sanatçı ve mimar, tasarımlarında maddeye olan gereksinimi öznede uyandırdığı duyulanım üzerinden sorgular. Nesnenin tek bir yoruma bağlı kalmadan sadece izleyiciye ait anlamlandırılması öne çıkarılmak istenir. Bu amaç çerçevesinde çalışmalarını öykücülükten ve simgesellikten uzaklaştırma yoluna giden tasarımcılar, kullandıkları malzemeler ile nesneyi kavramsallaştırmanın yollarını ararlar. Böylece ortak bir gözlem anlayışını temel alan düşünce biçiminden uzaklaşan tasarımlar, herkese erişebilme ve özgürlük deneyimi sunabilmenin bir aracına dönüşür. Özellikle 1960’lardan sonra sanat hareketleri ile mimarlık alanında bu anlayış belirginleşerek, nesnenin varlığı karşısında özgünlüğünü duyumsayan özneye öncelik veren yaklaşımların da üretildiği gözlemlenir. Maddiliğinden uzaklaştırılan nesne ile kendi öz varlığını geçici bir boşlukta konumlandırmaya çalışan izleyici, çeşitli anlamları bulmasını sağlayan bir eşik içine yerleşir. Nesnenin imgesellik, simgesellik, gerçeklik özellikleri arasındaki salınımlarda gözlemlenen bu süreci Jacques Lacan, ‘Bakış Şeması’ üzerinden açıklar. Bakış Şeması’nda izleyicinin kendine ait gerçekliği bulması için oluşturulan boşluğun ancak maske kavramı ile gerçekleşeceği öne sürülür. Lacan ile benzer bir deyişte bulunan Bernard Tschumi, mimaride arzu eksikliğini maske kavramı ile yok etmek ister. Tschumi için, maskelenen mimari obje, çelişkiler, karşıtlıklar ve zıtlıklar arasında bırakılması ile henüz tamamlanmamış bir varlığa dönüşür. Nesne ile maske birlikteliğinden açığa çıkan paradokslar, öznede arzu duygusunu uyandırarak farklı yorumların ortaya çıkmasına olanak tanır. Dolayısıyla arzu boşluğuna düşerek sayısız anlam üreten özne, nesnenin zamansız bir maddeye dönüşmesinin aracısı olur. Bu bağlamda, Marcel Duchamp’ın Étant Donnés adlı sanat nesnesi ve Frank Gehry’nin Santa Monica Ev’inde farklı yöntemler ile uygulanan çelişkiler, maske kavramı ile ilişkilendirilmektedir. Her iki tasarımda da hem nesneye bağımlı olan hem onu değiştiren maskenin, çevresinde yarattığı etkiler bu çalışma kapsamında araştırılmaktadır.  Bununla birlikte Étant Donnés ve Santa Monica Ev’indeki maskeleme stratejilerine dair eleştirilere yer verilmesinin yanı sıra, mimarlık alanında güncel bir söylem olan envelope (mimari kabuk) kavramını destekleyecek ve besleyecek potansiyeller ortaya konulmaktadır.


Full Text:

PDF (Türkçe)


DOI: http://dx.doi.org/10.4305/metu.jfa.2022.2.3

Refbacks

  • There are currently no refbacks.