Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Dönemlerinde Antalya Kaleiçi Ve Çevresi

Evren DAYAR

Abstract


Tanzimat Dönemi’nin arifesinde Antalya, surlarla kuşatılmış geleneksel bir Osmanlı kentiydi. Kentin ana yerleşim alanı, iki iç surla birbirinden ayrılan ve üç ayrı bölümden oluşan Kaleiçi idi. Tek bir dış kapı vasıtasıyla karaya açılan Kaleiçi, dış ve iç kapılardan merkeze uzanan büyük caddeler, merkezden ya da büyük caddelerden mahallelere açılan daha küçük caddeler tarafından bölünmüştü. Kaleiçi sokakları gayr-i muntazam ve kaldırımsız, evleri ise çoğunlukla ahşaptı. Surların haricinde kentin çarşısı, “varoş” mahalleleri ve bahçeler vardı. Kentin küçük limanı, hem yerleşim alanının hem de çarşının dışında yer alan ayrı bir bölümdü. 

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar kentin görünümünü etkileyen en önemli faktör güvenlik ihtiyacı olmuştu. Bu nedenle sur duvarları yıktırılmamış, kent surların dışına çok az çıkmıştı. Öte yandan, yüzyılın ikinci yarısından itibaren kentin geleneksel görünümü yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. Bu değişimin ardında ise devletin merkezileşme çabaları, Antalya’nın maruz kaldığı kitlesel göçler ve ana hatlarıyla 1840 ila 1890 arasına tarihlenen kısmi refah dönemi vardı. Bu dönemde “varoş” bölgesindeki mahallelerin nüfusu artmış, surların dışında yeni bir kamusal merkez oluşturulmaya, modern mahalleler inşa edilmeye çalışılmıştı.

Bu çalışma Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Antalya’nın kentsel gelişimini ele alıyor. Çalışmanın ilk bölümünde, Antalya’nın bir kale kent olduğu gerçeğinden ve kendine özgü tarihsel koşullarından yola çıkılarak geleneksel kentin ayrıntılı bir tasviri yapılıyor. Çalışmanın ikinci bölümü ise 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kentin yaşadığı dönüşüme odaklanıyor. Dönüşüm süreci üzerinde hangi dinamiklerin etkili olduğu ve bu süreci neyin engellediği sorularına bir yanıt aranıyor. 


Full Text:

PDF (Türkçe)


DOI: http://dx.doi.org/10.4305/metu.jfa.2020.2.3

Refbacks